FELSEFE NASIL YAPILIR?Murat YERLİKHAN/KOBİ Danışmanı S.6

Muhasebe Felsefesi başlıklı yazımın yayınlanması sonrası 7-8 kişi telefonla arayarak, “peki öyleyse felsefeyi nasıl yapacağız?” diye sorunca bu başlıkla bir yazı kaleme almak zorunluluğu doğdu.

Aşağıda sunduğum yazımı Prof.Dr. Niyazi KAHVECİ’nin “Sistematik Düşünme”, “Kuram Yapma” ve “Felsefe Nasıl Yapılır?” isimli kitaplarını okuyarak hazırladım:

İnsan beyni 2 türlü düşünebilmektedir: Birincisi biyolojik düşünme, 2.’si beşeri düşünme. Biyolojik düşünme insanda doğduğundan beri vardır ve 0-6 yaşları arasında oluşuyor. Biyolojik düşünme somut verilerle olmaktadır, eğitimciler beyinde donma ve katılaşma olmaması için 12 yaşına kadar somut eğitim verilmesi taraftarıdırlar. İnsanoğlu 12 yaşından sonra soyut düşünceyle tanışmalıdır.

İnsanın sistemli beşeri düşünme yapmasının önündeki en önemli engel biyolojik akıldır. Çünkü, insan beşeri düşünme yaptığında biyolojik akıl onu düşünceyi yapmaktan alı koymak ve koparmak ister. Biyolojik akıl bu engellemeyi insan bilinci altındaki nefret ve zevkleri, vesvese ve evhamları akla getirerek aklı çelmeye çalışmaktadır.

Felsefe beşeri kavram ve düşüncelerle soyut olarak yapılmaktadır. İnsanların reşit olduktan sonra felsefeyle uğraşmaları bu yüzdendir.

İnsanlık da felsefi düşünceye hemen ulaşmamıştır. Binlerce yıl süren düşünme evrelerinden sonra felsefe yapabilir duruma gelmiştir. İlk insan biyolojik bir varlıktı ve doğal olarak biyolojik düşünme yapabiliyordu. İnsan daha sonraları beşeri düşünmeyi icat ederek beynine eklemiştir. Fiziksel hayvan olan homosapiens, düşünme üretecek hale gelince human olmuştur.

Felsefeyle uğraşmak için hazırlık yapılması gerekiyor. Kişi kendisini düşünmeye alıştırmalıdır. Gündelik konular ele alınarak sistemli ve soyut düşünme antrenmanları yapılmalıdır.

Felsefe yapmak için zihnin organize edilmesi gerekiyor. Felsefe ile düşünmenin çok zor ve uzun soluklu olduğu hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır. Eflatun’un dediği gibi, “geçeği görmek uzun ve sarp yollardan geçmekle mümkündür”. Artık biliyoruz ki, “yürünen yolda güçlük ve engel yoksa, bu yol hiçbir yere ulaştırmayacaktır (Bernard Shaw)”.

Sıra önemli bir adıma geldi: Özgür olmak. Düşünme, özgürlük çabasıdır. Bütün baskılara, sınırlamalara ve engellemelere rağmen düşünme yapılmasıdır. Özgürlük denilince, en başta kişinin kendi fikirlerinden özgür olması anlaşılmalıdır. Akıl, kendisini sınırlayacak tüm konularda özgürleşmelidir. Mutlak akla böylece ulaşılabilmektedir.

Eğer felsefe yapılacaksa düşünceyi engelleyen çevre baskısı, peşin hükümler, varsayımlar, inançlar ve kişilerden özgür olunmalıdır. Çok sayıda çarpanın olduğu bir kafayla felsefe yapılamayacaktır.

Bu aşamada sürekli olarak şu soruyla karşılaşılmaktadır: Felsefe yapınca insan dinden çıkar mı, diye. Hemen söylemek gerekirse İslam inancına göre, kişiyi dinden çıkarma yetkisi sadece ve sadece Allah’a aittir. Yoksa kişi kendi iradesiyle dine girer ve yine kendi iradesiyle dinden çıkar. Görüldüğü gibi, düşündüğü için dinden çıktığına dair kendisinden şüphe duyan bir kişi “Kelime-i Şahadet” getirdiğinde sorun doğmayacaktır.

Sırada felsefe yapacakların herhangi bir bilimi kendisine rehber edinmesi konusu vardır. Seçilen bilim dalı en ince ayrıntısına kadar öğrenilmelidir. Daha sonra o bilim içerisinden bir konu seçilmelidir. Konu seçilince, çıkılan yolda kaybolmamak için ekol belirlenmelidir.

Felsefe yapmak isteyen kişiler insanlığın antropolojik tarihini ve geçmiş filozofların tüm görüşlerini de okumalıdır.

Tarihe baktığımızda filozofların zulümlere, mağduriyetlere ve hatta hayat kaybına uğradıkları görülmektedir. Fakat, bu filozoflar dönemlerine damga vurarak insanlığı daima ileriye götürmüşlerdir.

İnsanlar Mevlana, Farabi, İbni Sina, İbni Rüşt gibi düşünürleri hayattayken dinsiz ilan etmişler, cenazelerini bile kılmamışlar, ama bugün onların başarılarından pay almaya çalışmaktadırlar. Yeni düşünür üretemediklerinden aşağılık kompleksi duyanlar, şimdi bu düşünürlere yapışmakta ve övünmektedirler.

Bana sorarsanız, ben şimdilik günlük konularla ilgileniyorum.